24 Ağustos 2022 Çarşamba

ZEYTİN KABUK SİNEĞİ (Resseliella oleisuga)

Gall sinekleri (Diptera: Cecidomyiidae), küçük göze çarpmayan uçan türler olup, orman ve tarım alanlarının önemli bireyleridir. Cecidomyiidae familyasının larvaları çeşitli konukçularda beslenir ve üç biyolojik gruba ayrılabilirler: yaklaşık %50’si fitofag, %40’ı micofag, %8’i zoofag ve yaklaşık %2’sinin biyolojisi bilinmemektedir. Avrupa’da Cecidomyiidae familyası 1800 tür 270 cins den oluşmaktadır. Cecidomyiinae’nin çoğu bitkilerde beslenerek “gal” şeklinde yapılar oluşturmasına karşın bazıları ise gal oluşturmamaktadırlar. Türkiye’de Cecidomyiidae faunasına ait 38 cinse bağlı 71 tür bulunduğu, bunların 62 tanesi fitofag olup, 59 konukçu bitkide beslendiği belirlenmiştir. Türkiye’nin Güney batısında yapılan bir çalışmada Cecidomyiidae familyasına ait 55 tür bulunmuştur. Orman alanlarında yapılan bir diğer çalışmada da 31 tür fitofag, 1 tür zoofag ve 1 tür fitosaprofagus cecidomid türün yaşadığı belirlenmiştir. Fitofag türlerden biri olan Zeytin kabuk sineği, Resseliella oleisuga zeytinde ekonomik öneme sahip potansiyel bir tür olduğu bildirilmiştir. Resseliella oleisuga ülkemizde ve diğer ülkelerde de hakkında fazla bilgi bulunmayan bir zararlı türdür. Çoğunlukla zeytinde zarara neden olan Resseliella oleisuga, ayrıca Oleacea familyasından Akçakesme Phillyrea spp. ve Dişbudak Fraxinus spp. de belirlenmiştir. Resseliella oleisuga Akdeniz’de (Fas, Fransa, Filistin, Hırvatistan, İtalya, İsrail, İspanya, Malta, Suriye, Türkiye, Yunanistan) ve Avusturya’da yayılış gösteren bir zararlıdır. Resseliella oleisuga’nın larvaları zeytin ağaçlarının dal ve gövdelerinin kabuk altlarında gelişerek sürgünlerin kurumasına neden olmaktadırlar. R. oleisuga’nın varlığı Türkiye’de ilk defa Bodenheimer (1939) tarafından varlığı bildirilmiştir. Ülkemizde Dal kurutan kızılkurt, Dal kızılkurdu, Zeytin dal sineği ve Kızılkurt şeklinde adlandırılmıştır. Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yapılan çalışmalarda zeytin ağaçlarında genç dal ve sürgünlerde görülen kurumaların, R. oleisuga’nın neden olduğu belirlenmiştir. Resseliella oleisuga erginleri çok küçük ve narin yapılı olup, boncuk şeklinde dizilmiş antenlere sahip ve kanatlarının şeffaf yapıda olduğu gözlemlenmiştir. Erginlerin yaklaşık 3 mm boyunda olduğu bildirilmiştir. Vücut rengi siyahımsı, abdomenleri dişilerde portakal rengi erkeklerde gri renkte olarak belirlenmiştir. Yumurtaları oval, uzamış ve saydamdır. Resseliella oleisuga özellikle zeytinlerde beslenmekle birlikte, Oleaceae’dan Akçakesme Phillyrea spp. ve Dişbudak Fraxinus spp.’de gelişmektedir. Kışı larva döneminde geçirdikten sonra erginleri ilkbaharda görülmeye başlar. Erginlerin ömrü 2-3 gün olup çiftleşen dişiler yumurtalarını kabuklardaki çatlaklara ortalama 100 adet olarak koyar ve 3-4 gün içinde larvalar görülmeye başlar Yumurtaları ufak ortama 0.25-0.30 mm boyutlarında, grup olarak (10-30’lu grup) yan yana sıralı bir şekilde koyar. Larvaları ise, yumurtadan çıkışta beyazımsı ve şeffaf, daha sonraki dönemlerde portakal veya turuncu renge dönüştüğü tespit edilmiştir. Son dönem larvaların boyu yaklaşık 3 mm ve pupaları kehribar sarısı-portakal renginde, 1.5-2.1 mm boyundadır. Larvalar bir arada birbirine yakın olarak yaşarlar ve kabuk altında yuva yaparak, kabukta beslendiği belirlenmiştir. Üç larva ile pupa dönemlerinin toplam 17-20 günde, topraktaki pupa dönemlerini 7-10 günde tamamlayarak, yılda 2-4 döl verir. Yumurtadan ergine 35-50 günde tamamlamaktadır. Larva, kuluçkadan çıktıktan sonra yarı saydam yumurta gibi, daha sonra gelişme sırasında turuncu bir renk alır ve olgunlaştığında 3-4 mm uzunluğa ulaşır; Çok küçük iki parçalı antene ve klasik çiğneme cihazına kıyasla büyük ölçüde küçültülmüş, modifiye edilmiş bir ağız parçalarına sahiptir, minik stilform mandibulalar sayesinde emmeye uygundur. Yetişkin sinek küçük ve narindir, 2-3 mm uzunluğundadır ve tüm cecidomids gibi holoptik bileşik gözlere ve emici ağız parçalarına sahiptir. Dişinin karnının turuncu renkli bölümleri vardır ve uçta, dışa doğru çevrildiğinde tüm karın kadar uzun olan karakteristik bir teleskopik replasman yumurtlama cihazı gösterir; erkek ise karanlık bir karına sahiptir ve sonunda forseps şeklinde bir genital zırha sahiptir. Erkeğin antenleri, anten sayısı aynı olsa bile, dişilerinkinden önemli ölçüde daha uzun ve daha karmaşıktır. Mikro iklim koşulları izin veriyorsa, erginler iyi mevsim boyunca bulunurlar ve dolu yaraları, soğuk yaralanmaları, Cicadidae tarafından yumurtlama yaraları dahil olmak üzere üreme amaçları için yumurtlamaya uygun alanların çoğundan yararlanma yeteneği gösterirler. ZARAR ŞEKLİ R. oleisuga zeytin ağaçlarının ince ve kalın dallarının kurumasına neden olmaktadır. Yumurtalarını kabuklardaki çatlaklara bırakır ve yumurtadan çıkan larvalar kabuk altında bir arada bulunarak, kambiyumda beslenir. Larvaların beslendiği kabuğun üst kısmında önce kırmızımsı küçük, daha sonra morumsu büyük lekeler meydana getirirler ve daha sonra kabuk üzerinde minik çatlaklar oluşturur. Bu kısımdaki kabuk kaldırıldığında portakal renkli larvaların yan yana bir arada bulunduğu görülür. Resseliella oleisuga’nın zararı sonucu zeytin ağaçlarındaki değişik ebat ve kalınlıktaki ince ve kalın dallarında kurumalar meydana geldiği tespit edilmiştir. Kuruyan yapraklar ve meyvelerin kahverengiye döndüğü ve ağaçlar üzerinde belirgin olarak ayırt edilebildiği belirlenmiştir. Daha sonra kuruyan kısımlarda bulunan meyveler kuruyarak düşmektedir. R. oleisuga’nın zararı nedeniyle görülen kurumalar en fazla ağustos ayında, daha sonrada eylül ayında olmaktadır. Dolu ve budama sonucu oluşan kabuklardaki yaralara, zararlının dişileri tarafından yumurtalarını bırakırlar. İtalya’da yapılan bir çalışmada sürgünlerdeki bu kurumaların R. oleisuga’nın larvaları ve Libertella sp. fungusu ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Yetişkin bitkilerde ticari zeytinliklerde bile ara sıra hasara neden olabilen, genellikle hafife alınan sinektir. Ancak fidanlık alanında izlenmesi ve kontrolü özellikle önemlidir. R. oleisuga’nın; Adana’da Yüreğir, Ceyhan, Kozan ve Yumurtalık’ta, Gaziantep’te İslahiye, Nizip, Oğuzeli ve Şahinbey’de, Hatay’da Altınözü, Antakya, Belen, Dörtyol, Erzin, Hassa, İskenderun, Kırıkhan, Merkez, Serinyol ve Samandağ’da, Kahramanmaraş’ta Pazarcık, Türkoğlu ve Merkez’de, Kilis’de Merkez ve Musabeyli’de, Mersin’de Aydıncık, Erdemli, Merkez, Mut, Tarsus ve Taşucu’nda, Osmaniye’de Bahçe, Düziçi, Kadirli ve Merkez’de varlığı belirlenmiştir. Ülkemizde zeytin bahçelerindeki kurumaların ortalama %27’sinin R. oleisuga nedeniyle meydana geldiği tespit edilmiştir. DOĞAL DÜŞMANLARI Resseliella oleisuga’nın İtalya’da predatör Pyemotes ventricosus (Acari: Pyemotidae), Hymenoptera’dan ektoparazit Eupelmus sp. (Chalcidoidea: Eupelmidae) Ve endoparazitler Platygaster sp. ve Leptacis sp. (Proctotrupoidea: Platygasteridae) doğal düşmanları olarak belirlenmiştir. MÜCADELESİ Resseliella oleisuga bugüne kadar zeytin bahçelerinde dikkate alınmamış ve mücadelesi bilinmeyen bir zararlı türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu zararlıyla mücadelede Kültürel önlemler Öncelikle dikkat edilmesi gereken hususların başında gelmektedir. Kuruyan dalların bahçelerden uzaklaştırılarak imha edilmesi, Ağaçlarda meydana gelen dolu, don yaraların kapatılması için kış mücadelesine önem verilmelidir. Budama yaparken yara oluşturmamaya dikkat edilmeli, oluşan yaralar kapatılmalıdır. Bu zararlıya karşı henüz Ruhsatlı bir Bitki Koruma Ürünü yoktur.
Aziz ÖZKAN Ziraat mühendisi ANTALYA ZİRAİ KARANTİNA MÜDÜRLÜĞÜ ozkanaziz@gmail.com https://www.azizozkan.com/ KAYNAKLAR https://olivoeolio.edagricole.it/agrofarmaci-difesa/resseliella-oleisuga-il-moscerino-suggiscorza/ https://www.facebook.com/StazioneSperimentaleAgrometeo/photos/pcb.849656559008019/849656505674691 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/556651

13 Ağustos 2021 Cuma

SERT ÇEKİRDEKLİ MEYVELERDE YAPRAKDELEN (ÇİL) HASTALIĞI

 Wilsonomyces carpophylus (Lev.) Adaskaveg, Ogawa & Butler  [= Stigmina carpophila (Lev.) M.B. Ellis]

TANIMI

Fungusun miselyumu bölmeli, değişik kalınlıklarda ve eklemlidir. Konidiosporlar aservuluslar içinde, konidioforlar üzerinde oluşur. Konidioforlar kısa, konidio­sporlar elipsoit şeklinde, 2-8 bölmeli, bölme kısmı boğumlu ve rengi parlak san ile açık kahverengi arasındadır. Fungusun eşeysiz üremesinde aservuluslar önemlidir.

Fungus kışı genellikle tomurcuk ve dallarda miselyum halinde geçirir. Primer enfeksiyonlar konidiosporlarla gerçekleşir ve hastalanmış tomurcuklar ile kanser­ler, enfeksiyon kaynaklarıdır. Enfekteli sürgün ve yapraklar sekonder enfeksiyon kaynaklarıdır. Bu sürgünlerde oluşan zamk akıntısı içinde konidiosporlar bulunur. Zamk akıntısının yağmurla erimesi ile konidiosporlar yayılır. Yeni enfeksiyonların oluşması için yağmur yağması şarttır. Etmen tüm yıl boyunca hasta tomurcuklarda kalabilmektedir.

BELİRTİLERİ

Hastalık sert çekirdekli meyve ağaçlarının yaprak, meyve, tomurcuk ve genç dalları üzerinde belirti oluşturur. Meyve enfeksiyonları özellikle kayısılarda önemlidir. İklim koşullan uygun olduğunda diğer türlerde de meyve enfeksiyonları görülebilir.

Genç yaprak üzerinde oluşan lekeler ilkönce 1 mm çapında yuvarlak, kırmızı renkli olup etrafı açık renkte bir hale ile çevrilidir. Daha sonra bu lekeler kahverengimsi merkezli, kızıl kahverengi, yaklaşık 3 mm çaplı lekeler haline dönüşür. Bu lekeli kısımlar 5-10 gün sonra dökülür ve yaprakta delikler oluşur. Bazen birbirine bitişik lekeler birleşip dökülür, çapı 1 cm'yi bulan delikler görülebilir. Etmen yaprak saplarını ve orta damarı da enfekte etmektedir.

Kayısı meyveleri üzerindeki lekeler 1–2 mm çapında, yuvarlak ve dağınık olup. Genellikle meyvenin sapa yakın yanak kısmında oluşur. Bazen lekeler birleşerek tüm meyve yüzeyini kaplayabilir. Başlangıçta, lekelerin ortası koyu kırmızı, etrafı açık kırmızımsı renktedir. Bu lekeler zamanla şişkinleşir, ortaları çöker ve koyu kahverengine veya koyu kırmızı renge dönüşür.

Kiraz meyvelerinde 2–3 mm çapında çöküntüler ve etrafında açık renkte hale oluşur. Bu belirtiler, meyvelerde yeşil ve olgunlaşma dönemlerinde görülebilir.

Fungus, tomurcuklarda da zarar oluşturmaktadır. Sonbahar ve kışın enfekte olan tomurcuklar ilkbaharda uyanma başlayınca, dokunulduğunda dökülmemeleri ile sağlam tomurcuklardan ayırt edilebilir. Başka nedenlerle ölmüş olan tomurcuklar ise küçük bir dokunmayla dökülmektedir.

Fungus, sürgünler üzerinde yuvarlak, kahverengi-kırmızı renkte lekeler oluşturur. Genç sürgünlerde oluşan lekeler kısa sürede zamk çıkararak küçük kanser yaralarına dönüşürler.

Hastalık etmeni yapraklara, tomurcuklara, sürgünlere zarar vermekte, meyvenin kalite ve kantitesinin düşürmesine neden olmaktadır. Kayısıda lekeli meyvelerin pazar değeri düşer ve verimde %30-60 azalmaya neden olmaktadır.

Hastalık sert çekirdekli meyvelerin yetiştirildiği tüm bölgelerde görülebilir.

KONUKÇULARI

Hastalığın konukçuları: Kayısı, Şeftali, Nektarin. Mahlep, Kiraz, Vişne, Badem, Erik ve Karayemiştir.

MÜCADELESİ

Kültürel Önlemler

Sonbaharda hastalıklı tomurcukları bulunduran dallar sağlam kısımdan budanıp. İmha edilmelidir.

Kimyasal Mücadele
İlaçlama zamanı

1. ilaçlama: Sonbaharda, yaprak dökümünden hemen sonra.

2. ilaçlama: İlkbaharda çiçek tomurcuklan kabardığı dönemde, çiçekler açmadan önce













yapılır.

Kayısılarda ilave olarak, meyvelerde çanak yaprak ve erkek organ tablası meyvenin ucuna sıyrılırken 3. ilaçlama yapılmalıdır.

İlaçlar tüm bitki aksamını kaplayacak şekilde uygulanmalıdır.

Aziz ÖZKAN

                                                                                             Ziraat mühendisi

                ozkanaziz@gmail.com   https://www.azizozkan.com/

 

KAYNAKLAR

 1-http://www.zmmae.gov.tr/images/zirai_mucadele_teknik_talimatlar/cilt_4.pdf

2-http://dergipark.gov.tr/download/article-file/41052

3- Fotoğraflar: Aziz ÖZKAN tarafından Ankara, Çorum, Antalya ve Manisa da çekilmiştir.

 


ZEYTİN YETİŞTİRİCİLİĞİNDE BOR’ UN ÖNEMİ


Çok farklı toprak tiplerine adapte olabilen zeytin bitkisi, toprak derinliği fazla olmayan yüzeysel topraklarda da yetiştirilebildiği gibi derin toprak yapısına sahip allüvial ve kollovial topraklarda iklim şartlarının uygun olması durumunda en yüksek verimi verir. Zeytinliklerimizin genellikle meyilli arazilerde yer alması ve bakım tedbirlerinin tam olarak uygulanmaması gibi nedenlerle beslenme problemlerine sık rastlanmaktadır. Zeytin ağaçları diğer meyve türlerine oranla olumsuz koşullara daha dayanıklı olmakla beraber beslenme yetersizliğinden verim ve kalite düşmesi gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda zeytinyağına verilen önemin artmaya başlaması nedeni ile zeytin bahçelerinin bakımı daha dikkatli yapılmaktadır. Zeytinliklerden bol mahsul almaya en büyük etki yapan faktörlerden birisi gübrelemedir. Zeytin ağacı vegetatif gelişme ve mahsul verme devresinde topraktan oldukça fazla besin maddesi alır ve kullanır. Zeytin ağaçları tarafından harcanan besin maddeleri tekrar gübreleme yoluyla toprağa verilmelidir. Sağlıklı bir dallanma, iyi bir gelişme ve mahsul ancak gübreleme ile sağlanmakta, aynı zamanda ağaçların soğuğa ve kuraklığa mukavemetleri artmaktadır. Zeytin ağacında gübreleme ağacın dikimi ile başlar bunu izleyen yıllarda devam eder. Uygulanacak gübreler kış ayları sonunda, ilkbahar yağmurlarından önce verilmelidir. Zeytinde kimyasal gübrelerin yanı sıra; çiftlik gübresi, yeşil gübreler de kullanılabilir. Doğru gübreleme, bitkinin ihtiyacını karşılamalı ve topraktan alınamayan bitki besin maddesi miktarlarını temin etmelidir. Kireci az veya hiç olmayan ve yağışı fazla olan yörelerde toprağın pH değeri genellikle düşüktür. Bu gibi topraklarda kalsiyum ve magnezyum eksikliğinin yanında Mikro elementlerden bor noksanlığına çok sık rastlanmaktadır. Zeytinde özellikle çiçeklenme ve meyve tutumu üzerine önemli derecede etkisi olan bor elementinin bu gibi topraklarda uygulanması veya borlu gübre kullanılması gerekmektedir. Zeytinde bor noksanlığı genellikle soğuk zararı ve potasyum noksanlığı ile karıştırılır. Soğuk zararı sürgün uçlarında ve yapraklarda yer yer sararma ve kurumalara neden olur. Potasyum noksanlığında, yaşlı yapraklarda uç klorozları ve nekrozlar, ucu kahverengi dibi sarı yapraklar görülür. Yapraklarda ve meyvelerde küçülme, meyve et oranı ve yağ miktarında azalma olur. Bor noksanlığında yaprak ucundan başlayarak sapa doğru yaprağın üçte İkisini kaplayacak şekilde soluk yeşil renk alarak ilerlemekte, daha sonra yaprağın sararıp dökülmesi şeklinde görülmektedir. Zeytin ağacı, bor ihtiyacının yüksek olduğu düşünülen ve aslında toprak çözeltisindeki bor fazlalığına diğer meyve türlerine göre daha toleranslı bir bitkidir. Bitkilerin bor mevcudiyeti kuraklık koşullarında ve özellikle kalkerli topraklarda toprak pH'ı arttıkça azalmaktadır. Bu çevre koşulları zeytinliklerde sık rastlanan bir durumdur. Bor noksanlığı, yapraklarda kuruyan ve kuru kısım ile yaprağın hala yeşil olan kısmı arasında klorotik bir bölge gösteren apikal ve marjinal kloroz ile kendini gösterir. "Cadı süpürgesi" denen şeylere ve meyvelerde deformasyonlara yol açan sürgün yaprak dökümü de bilinmektedir. Bor eksikliğini potasyum eksikliğiyle karıştırmamak çok önemlidir. Bu nedenle bu tür beslenme sorunlarını teşhis etmek için yaprak analizi yapmanın önemi. Aslında ek bir sorun, fazla uygulanan borun toksik bir iyon olmasıdır, bu da zeytin bitkilerinin, özellikle de genç bitkilerin ölümüne bile yol açabilir. (Benlloch et al., 1991). Tozlaşma süreçlerinde bor çok önemlidir, döllenme, çiçek oluşumu ve meyve dolgusu. Çok yağların sentezine katılır. Asimilasyonunu etkiler fosfor ve dolayısıyla nükleik asitlerin oluşumunda ve protein sentezi. Eksiklik semptomları sıklıkla bulunur. Ardından yüksek pH'lı topraklarda stres veya kuraklık dönemleri. Bor eksikliği olan ağaç yapraklarında kloroz görülür. Yaprakların ucundan başlayıp sonra gelişen nekrozlar oluşur. Eksiklik çok belirgin olduğunda semptomlar genç dallarda görünebilir. Bor gereksinimleri çiçeklenme mevsiminde olması gereken çok sayıda çiçek olması nedeniyle gerekli bir besin elementidir. Çiçeklenme döneminde bor uygulamaları yaparken çok dikkatli olunmalı, çünkü yüksek konsantrasyonlarda toksik olabilir özellikle genç bitkiler için nispeten düşük dozda yapraktan uygulamalar yapılabilir. Son araştırmalar Bor’un meyve ağaçlarındaki generatif organlarda yeterli düzeyde bulunmasının verimlilik açısından gerekli olduğunu ve hatta bor noksanlığı belirtisi görülmeyen meyve ağaçlarında bile dışarıdan bor takviyesinin badem, zeytin, elma, vişne gibi çeşitli meyve türlerinde verimi arttırdığını göstermektedir. Bor noksanlığı fizyolojik bir hastalıktır. Bor ağacın en az hareketli elementidir ve bitkinin normal gelişmesi için sürekli alınması gereklidir. Ayrıca bitki gelişme dönemlerinde bor’un alınması önemlidir. Çünkü birçok aktivite yanında kök gelişmesi ve uç meristem oluşumunda görev alan bir elementtir. Daha önce alınan bor, büyüyen genç dokulara zor taşınır. Bitki kökleri tarafından alınan bor yapraklara anorganik formda ulaşınca az hareket eden kompleks bor molekülleri oluşur. Zeytinde yapraklardaki bor miktarı gelişmenin başlaması ile birlikte, çekirdeklerin sertleştiği devreye kadar artmakta, meyvelerin olgunlaştığı devrede en az düzeye inmektedir. Bor noksanlığı, zeytin ağaçlarının yaprak, sürgün ve meyvelerinde değişik belirti oluşturur. Yapraklardaki belirtiler, yaprak ucundan başlayarak sapa doğru yaprağın üçte ikisini kaplayacak şekilde soluk yeşil renk alarak ilerlemekte, daha sonra yaprağın sararıp dökülmesi şeklinde görülmektedir. Yapraklarda küçülme, kıvrılma, kalınlaşma, büzülme ve boğum araları kısalarak rozetleşme meydana gelir. Sürgünlerdeki belirtiler sürgün ucunda kurumalar şeklinde görülür. Buna bağlı olarak, yan tomurcuklar faaliyete geçerek sürgün oluşumu artar. Ağaçlarda bodurlaşma ve çalılaşma görülür. Dallarda ve gövdede hatta yaprak saplarında çatlak ve yarıklar oluşabilir. Tomurcuk, çiçek ve meyve oluşumu engellenebilir. Meyvelerdeki belirtiler şekil bozuklukları olarak görülür. Meyve çekirdeğinde büyüme devam ederken, meyve kabuğunda büyümenin durmasıyla oluşan “maymun Yüzlü” meyve oluşumu çok tipiktir. Ayrıca çiçek ve genç meyve dönemlerinde dökümler tipik belirti şeklidir. Meyvelerde bor noksanlığı ürün miktarı ve kalitesini önemli ölçüde etkiler. Mücadele Yöntemleri: Kültürel Önlemler Tesis kurulmadan önce toprak analizi yapılarak topraktaki miktarı belirlenmelidir. Dikim, sulama gübreleme tekniğine uygun olarak yapılmalıdır. Kimyasal Mücadele: Yeşil aksam uygulaması; Birinci uygulama: Çiçeklenme öncesi, İkinci uygulama: Meyve tutum döneminde, Üçüncü ve diğer uygulamalar: 15 gün ara ile 2–3 kez yapılmalıdır. Toprak uygulaması; İlkbaharda sürgün gelişmesinin olduğu dönemde (mart-nisan) bir uygulama yapılır. Kimyasal Mücadelede Kullanılacak İlaçlar ve Dozları: 100 lt suya Boraks 36,5 % ince granül veya toz 250 g (Genç ağaçlara) Boraks 11,3 % ince granül veya toz 500 g (Yaşlı ağaçlara) 



Aziz ÖZKAN 

Ziraat mühendisi 

ozkanaziz@gmail.com 










KAYNAK http://www.zmmae.gov.tr/rehber/zeytin_agaclarinda_bor_noksanligi.pdf http://www.kkgm.gov.tr/birim/bitkikoruma/hastalik_zararlilari_2010/zeytin_hastalik_ve_zararlilari_ile_mucadele.pdf http://www.zmmae.gov.tr/images/zirai_mucadele_teknik_talimatlar/cilt_5.pdf

1 Temmuz 2021 Perşembe

DOMATES KAHVERENGİ MEYVE BURUŞUKLUK VİRÜSÜ

(Tomatobrown rugose fruit tobamovirus) (ToBRFV) İlk kez 2014’te Ürdün’de görülen ve İsrail’de tohumculuk sektörünü adeta bitiren “Domates Kahverengi Meyve Buruşukluk Virüsü” Domates ve Biber üretiminin maalesef en büyük düşmanı durumunda Virüs ilk olarak 2014 yılında Ürdün’de ortaya çıktı ve hızlı bir şekilde Dünya’ya yayıldı. Ürdün’ün ardından İtalya, Meksika, Almanya ve Amerika’dan rapor edildi. Rapor edildiği her yerde, tüm kamu kurumları ve özel sektör adeta seferberlik ilan ederek virüsün tamamen ortadan kalkması için çalışma başlattı. Ve çalışmaların sonunda Amerika, Almanya ve İtalya, hastalığı ülkelerinden tamamen temizlediklerini ve hiçbir enfekteli bitki atığının kalmadığını rapor haline getirdi. Domates Kahverengi Meyve Buruşukluk Virüsü (ToBRFV) Domateste kahverengi lekeler yapan bir virüs. Aslında bilinen bir virüs. Tütün Mozaik Virüsü ’nün (TMV) mutasyona uğramış değişik bir versiyonu. Domates Mozaik Virüsü (TMV) yıllardır vardı ve biz buna karşı tedbirlerimizi alabiliyorduk. Ama virüs de kendisini yeniliyor. Tobamovirüsler (Tobacco mosaic virus ve Tomato mosaic virus gibi) pozitif polariteli tek iplikli RNA molekülüne sahiptir. Enfekteli tohumlar ve mekanik olarak konukçu bitkilere taşınır. Virüs küçük yaralanmalar ile bitkiye giriş yapar ve bitki dokusunda çoğalır. Tobamovirüsler çok stabildir, herhangi bir konukçu bitki olmadan kıyafetlerde, bitki artıklarında, besin solüsyonlarında, toprakta, taşıma materyallerinde uzun bir süre virülensliğini kaybetmeden kalabilir. Viruses; Riboviria; Virgaviridae; Tobamovirus; Tomato brown rugose fruit virus EPPO A1/A2 listelerinde yer almamaktadır. EPPO Uyarı Listesinde yer almaktadır. ToBRFV enfekteli tohumlar, meyve ve yapraklar, bitki kalıntıları ve yabancı otlar inokulum kaynağıdır. Etmen tohum kabuğu ve endospermde bulunur. Temas (kontamine eller, giysiler, doğrudan bitkiden bitkiye temas), üretim materyalleri ile taşınır ve yayılır. Son zamanda yapılan sera denemelerinde ToBRFV etmeninin bombus arıları (Bombus terrestris) ile sağlıklı domates bitkilerine tozlaşma döneminde mekanik olarak taşınabileceği bildirilmiştir. Dünya tohum ticaretinin, özellikle ToBRFV de dahil olmak üzere Tobamovirus cinsine ait virüslerden kaynaklanan hastalık salgınlarının yayılmasına katkıda bulunduğu belirtilmektedir (Dombrovsky ve Smith, 2017). BELİRTİLERİ: Virüsün domates bitkisinde oluşturduğu belirtiler çeşide göre değişmekle birlikte yapraklarda kloroz, mozaik (hafif veya şiddetli), beneklenme ve yaprak ayasında daralma meydana getirmektedir. Bitkinin sap, yaprak sapı ve çanak yapraklarında nekrotik noktalar görülebilmektedir. Enfekteli domateste meyveler sarı veya kahverengi lekeler göstermekte ve buruşuk meyve pazarlanamaz hale gelmektedir. Meyvelerde şekil bozukluğu ve düzensiz olgunlaşma olabilmektedir. (Salem ve ark., 2016; Cambrón-Crisantos ve ark., 2018). Biber bitkisinin yapraklarında deformasyon, sararma ve mozaik şeklinde belirtiler gösterirken biber meyvelerinde sarı veya kahverengi alanlar veya yeşil çizgiler oluşturmakta ve meyveler deforme olmaktadır. Virüs ana konukçusu olduğu üründe bitkilerin %100’üne bulaşabilir. Bitkilerin meyvelerinde oluşturduğu belirtiler (meyveler sarı veya kahverengi lekeler gösterir ve buruşuk meyve) nedeniyle bu meyveler pazar değerini kaybeder veya pazarlanamaz. Virüs İsrail’de bir yıl içerisinde neredeyse ülke çapında domates seralarına yayılmıştır. Gerek tohum gerekse meyve ticaretini olumsuz etkileme potansiyeli yüksek bir etmendir. Hastalık ortaya çıktıktan sonra ortaya ciddi sorunlar çıkıyor. Çiftçi hastalığı fark etmediği için tüm masraflarını yapmış oluyor. Sezonu kaçırıyor, satacakmış gibi masraf yapmasına rağmen ürününü satamıyor. Virüs ciddi bir kirliliğe neden oluyor. Domatesi bağladığı ip, ürünü ektiği toprak ve kullandığı her şey, bir sonraki ürüne de bu hastalığı taşıyabiliyor. Daha tehlikelisi, üründe kullanılan bombus arısı da hastalığı taşıyor. Bu yüzden bütün dünya bu konuda ciddi uyarılarda bulunuyor. KONUKÇULARI Domates (Solanum lycopersicum) ve biber (Capsicum sp.) ana konukçusudur (Cambrón-Crisantos ve ark., 2018). Luria ve ark., (2017) yaptıkları konukçu aralığı belirleme çalışmalarında mekanik inokulasyon çalışması ile patates (Solanum tuberosum cv Nicola) ve patlıcan (Solanum melongena cv Classic, cv 206) bitkisine ToBRFV inokule etmişler ve bu ürünlerin enfekte olmadığını belirlemişlerdir. Petunya (Petunia hybrida) bitkisinin ise simptomsuz konukçu olduğu bildirilmiştir. İnokule edilen tütün türlerinden Nicotiana benthamiana, N. glutinosa ve N. sylvestris’de inokulasyondan 7-14 gün sonra çökme görülmüştür. Yabancı ot türlerinden Solanum nigrum ve Chenopodium murale etmen için rezervuar kaynağı olarak belirlenmiştir. COĞRAFİK DAĞILIMI ToBRFV 2015 yılında Ürdün’de görülmüş ve ilk olarak 2016 yılında Ürdün’de rapor edilmiştir (Salem ve ark., 2016). Ayrıca etmen, 2014 yılı Ekim-Kasım aylarında İsrail’in güneyinde 6 adet domates serasında görülmüştür. Hastalık 2015 yılı şubat ayında İsrail’in domates yetiştirilen yeni alanlarına (Melilot, Beit Ezra ve Achituv) yayılmıştır. Bu yayılmanın tarım uygulamaları ya da enfekteli tohum/fide kullanımı ile olabileceği bildirilmiştir (Luria ve ark., 2017). Etmen 7 ay sonra İsrail’in Ramat Negev Bölgesine ve daha sonra da ülkenin genelinde domates yetiştirilen seralara yayılmıştır (Luria ve ark., 2017). Meksika (Yurecuaro ve Tanhuato)’da 2018 yılında domates ve chili biberlerinden toplanan örneklerde tespit edilmiştir (Cambrón-Crisantos ve ark., 2018). 2018 yılı Kasım ayında Amerika Birleşik Devletleri Kaliforni’ya eyaletinde serada yetiştirilen domateslerde varlığı belirlenmiş ve imha edilmiştir (Chitambar, 2018). Almanya’da 2018 yılı Haziran ayında seralarda yetiştirilen ticari domates çeşitlerinde tespit edilmiş ve toplam 25 ha domates serası hastalıktan etkilenmiştir (Menzel ve ark., 2019). İtalya Sicilya’da 2018 Ekim ayında serada yetiştirilen domateslerde görülmüştür (Panno S. ve ark., 2019). Türkiye’de ise 2019 yılında Antalya İli Demre ilçesi örtüaltı domates yetiştiriciliği yapılan 2 seradan alınan yaprak ve meyve örneklerinde varlığı belirlenmiştir (Fidan ve ark., 2019). Almanya (eradikasyon altında), İsrail (ilk hastalık belirtileri 2014 yılında görülmüştür), Ürdün (ilk olarak 2015 yılında teşhis edilmiştir). MÜCADELE Domates ve biber fidelikleri üretim sezonu süresince rutin olarak kontrol edilmelidir. Seralarda domates, biber yetiştiriciliğinin yapıldığı ilk dönemden, bitkilerin söküm zamanına kadar sürvey yapılmalı, bitki artıkları da incelenmelidir. Özellikle domates ve biberde vejetasyon kontrollerinin gerçekleştirildiği dönemde yabancı ot kontrolleri de yapılmalıdır. Fideliklerde: Fideliklerde fideler incelenmelidir. Şüpheli örnekler soğuk koşullarda (+4/+10 0C) analiz için ilgili araştırma enstitülerine gönderilmelidir. Açık alan ve örtü altında: Domates ve biber üretim alanında yapraklar ve meyveler gözle incelenmelidir. Yapraklarda mozaik, kloroz, beneklenme, şekil bozukluğu, meyvelerinde homojen olmayan renklenme, lekelenme, deformasyon belirtisi gösteren bitkilerden örnekler alınarak soğuk koşullarda (+4/+10 0C) analiz için ilgili araştırma enstitülerine gönderilmelidir. Virüs belirtisi gösteren bitkilerden örnek alınırken aynı zamanda belirti gösteren bitkinin etrafındaki bitkilerden de tedbir amaçlı örnek alınmalıdır. Etmenin kontrolü tobamovirüsler için yapılan önlemler ile gerçekleştirilir. Virüsle enfekteli olmayan tohumların ve ekim materyallerinin kullanılması önemlidir (Luria ve ark., 2017). Virüsten korunma için hijyen ve kültürel önlemler yapılabilecek mücadele önlemlerini temsil eder. Tohum şirketleri ToBRFV ile enfekteli olmayan alanlarda tohum üretmeli, kullandıkları ebeveynleri periyodik olarak bu etmen için analiz etmeli ve tohumlar bitki sağlığı sertifikasına sahip olmalıdır. Domates ve biber üretim alanlarında bitkiler düzenli olarak kontrol edilmelidir. Enfekteli bitki artıkları imha edilmeli, enfekteli toprak, yetiştirme ortamları, kullanılan alet ve makineler dezenfekte edilmelidir. Üretim alanında çalışan işçiler temiz kıyafet ve eldiven kullanmalıdır. Her bir sera için ayrı iş kıyafeti kullanılmalıdır. Her gün temiz kıyafetler giyilmeli, eller sabunlu su ile yıkanmalı, tüm sera girişlerinde dezenfektan içine batırılmış paspaslar kullanılmalıdır. Virüsün yayılmasını en aza indirmek için tek kullanımlık kıyafetler ve galoşlar kullanılmalıdır. Ekipman ve aletlerin temizliği ve dezenfeksiyonu yapılmalıdır. Ürün toplama araçları, püskürtücüler ve el aletleri (örneğin budama bıçakları) gibi ekipmanların tümü düzenli olarak temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. Bitkiler arasında budama faaliyetleri sırasında kullanılan araçlar ayrı ayrı dezenfekte edilmelidir. Ekipmanlar en azından ürünler arasında temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. Diğer önemli bir husus ise üretim alanında ToBRFV belirtisi gösteren bitkilerin dikkatlice sökülmesi ve yakılarak yok edilmesidir. Enfekteli bitkiler atık yakma yoluyla yok edilmelidir. Kompostlama, virüsün güvenli bir şekilde etkisiz hale getirilmesi için yetersizdir. Enfekteli bitkiler üretim alanından çıkarılırken sağlıklı bitkilere temas ettirilmemelidir. Enfekteli bitkilerle temas halinde olan bombus arıları kolonilerinin (Bombus terrestris) değiştirilmesi gerekir. Ürünlerin paketlenmesine dikkat edilmeli, enfekte olmuş ürün paketleme sisteminden geçirilmemelidir. İşçiler üretim alanı ile paketleme alanı arasında hareket etmemeli, üretim alanında çalışan personel, etmenin belirtileri ve korunma önlemleri konusunda eğitilmelidir. KARANTİNA RİSKİ Domates (Solanum lycopersicum) ve biber (Capsicum sp.) bitkileri bu virüsün ana konukçusudur. Domatesi enfekte eden tobamovirüsler büyük öneme sahiptir. Ancak ToBRFV etmeni, diğer tobamovirüslere dayanıklılık sağlayan “Tm22” dayanıklılık genini taşıyan çeşitleri de enfekte edebilmesi nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir (Luria ve ark., 2017). Ayrıca ToBRFV İsrail izolatının, daha önce bu etmen ile enfekte olmuş domates bitkilerinin yetiştirildiği bulaşık toprakta, özellikle 30°C’nin üzerindeki sıcaklıklarda yetiştirildiği zaman “L” dayanıklılık genlerini taşıyan biber bitkilerini enfekte ettiği bildirilmiştir (Luria ve ark., 2017). KARANTİNA TEDBİRLERİ Tohum ithal edilen tüm ülkelerden, tohumluk ve bitki materyali olarak girecek olan tüm biber ve domates bitkileri ile petunya bitkisi ToBRFV için analiz edilmelidir. Tohumların çimlendirilerek analizi gerçekleştirilmelidir. Ayrıca yurt dışı seyahatleri (turizm amaçlı) ile ülkeye tohum ve bitki materyali girişi (süs bitkileri dahil etmenin konukçusu olan bitkiler) engellenmelidir.
Aziz ÖZKAN Ziraat mühendisi ozkanaziz@gmail.com
KAYNAKLAR: Chitambar J (2018) California pest rating for Tomato brown rugose fruit virus.https://blogs.cdfa.ca.gov/Section3162/?p=5843 Cambrón-Crisantos JM, Rodríguez-Mendoza J, Valencia-Luna JB, Alcasio-Rangel S, García-Ávila CJ, López-Buenfil JA and Ochoa-Martínez DL. (2018). First report of Tomato brown rugose fruit virus (ToBRFV) in Michoacan, Mexico. Mexican Journal of Phytopathology, 37(1): 185-192. Dombrovsky A. and Smith E. 2017. Seed Transmission of Tobamoviruses: Aspects of Global Disease Distribution. pp: 234-260. In: Jose C. Jimenez-Lopez (ed.). Seed Bio-logy. IntechOpen. 338p. http://doi.org/10.5772/intecho-pen.70244 Fidan H, Sarikaya P, Calis O, 2019. First report of Tomato brown rugose fruit virus on tomato in Turkey. New Disease Reports 39, 18. http://dx.doi.org/10.5197/j.2044-0588.2019.039.018 Luria, N. Smith, E., Reingold, V., Bekelman, I., Lapidot, M., Levin, I., Elad, N., Tam., Y., Sela, Abu-Ras, A., Ezra, N., Haberman, A., Yitzhak, L., Lachman, O. and Dombrovsky, A. 2017. A new Israeli Tobamovirus isolate infects tomato plants harboring Tm-22 resistance genes. PLoS ONE 12 (1):e0170429. doi:10.1371/journal.pone.0170429 Menzel, W., Knierim, D., Winter, S., Hamacher, J., and Heupel, M. (2019). First report of Tomato brown rugose fruit virus infecting tomato in Germany. New Disease Reports.39. Panno, S., Caruso, A. G. and Davino, S. (2019) First report of Tomato brown rugose fruit virus on tomato crops in Italy. Plant Disease, pdis-12-18-2254. Salem, N., Mansour, A., Ciuffo, M., Falk, B. W., and Turina, M. 2016. A new Tobamovirus infecting tomato crops in Jordan. Archives of Virology, 161:503-506.

21 Haziran 2021 Pazartesi

SAHADA YILLARIN TECRÜBESİ VE ORİJİNAL FOTOĞRAFLAR İLE  HAZIRLANAN BU KİTAPLARIN DAĞITIMI HARMAN YAYINCILIK ARİF TEMİZ TEL: 05301539002 TARAFINDAN YAPILMAKTADIR.